12 Eylül‘le başlayan, Özal ve bugün Tayyip Erdoğan tarafından, sürdürülen ‘özelleştirme politikaları sonucunda, halkın emeği ve birikimleri ile kurulan kamu kurumları sermayeye peşkeş çekilmiş, üretim yapılan fabrikalar kapatılmış, binlerce işçi işinden olmuş ya da kölelik koşullarında, iş güvencesinden yoksun yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Neo-liberalizmde her şey parası olanlar içindir ve parası olmayanlar hiçbir şeydir. AKP‘nin düzeni de ‘alttakine din iman üsttekine han hamam‘ düzenidir. Bunun sonucu olarak hakları ellerinden alınan tekel işçileri iki ayı aşkındır Ankara sokaklarında hakları ve gelecekleri için direniyor. İşçilere 4/C’ye göre çalışma dayatılmaktadır.
Peki 4/C nedir?
2004 yılında AKP iktidarı 657 sayılı devlet memurları kanununun 4’üncü maddesinin C fıkrası olarak bir yasa çıkarttı. Bu yasada özelleştirme sonucunda işsiz kalanlara, ‘Sizi 4/C kanununa bağlı tutuyoruz’ diyorlar. Nedir buradaki 4/C? Çalışan daha önce çalıştığı kurumlarda ne ücret alırsa alsın fark etmiyor. 600 ile 800 TL arasında ücret alacak, 4 ay ile 10 ay arası bir çalışma süreci olacak, ayda ancak bir günlük ücretli izin hakkı olacak, yılda 5 günlük hastalık izni hakkı olacak, yani 5 günden fazla hasta olursa sigortadan para ödenmeyecek, başka herhangi bir işte çalışmayacak, diyelim ki en fazla 10 aya kadar çalışıp 2 ay çalışmayacak, ondan sonra bakanlar kurulu dilerse bu kişiyi çalıştıracak, dilemezse çalıştırmayacak, yani sözleşmesi yenilenmeyebilir. Ve bunun dışında ne memur ne de işçi sendikalarına üye olabilecek, toplu sözleşme haklarından yoksun olacak. Ücretler düşük olduğu için, ister istemez emekli aylıkları da düşecek. Yani 4/C iş garantisi olmayan, sendikal hakkı olmayan, grev, toplu sözleşme hakkı olmayan, fazla mesai ücreti olmayan, bir tür kölelik sözleşmesi. TEKEL işçileri haklı olarak bunu kabul etmedi .” Bunun üzerine işçiler 15 Aralık’ta Ankara’ya gelip buna tepki gösterdiler ve bu tepki karşısında hükümet bir geri adım attı. 4 ile 10 aya kadar olan bu sözleşmeyi 11 aya çıkarttılar, ücretli izin her ay için 1 gündü onu 2 güne çıkarttılar, ücretlerinde eğitim durumlarına göre kendilerince iyileştirmeler yaptıklarını söylenerek dediler ki: “Gerekirse memur sendikalarına üye olabilirsiniz.” Hastalık izni de yılda 5 günden 30 güne çıkarıldı. Kıdem ve ihbar tazminatı yoktu; o konuda da “Biz size iş sonu tazminatı ödeyeceğiz” diyerek birtakım iyileştirmeler yapıldı ama 4/C statüsü özü itibariyle değişmedi. Burada şöyle bir soru vatandaşımızın aklına gelebiliyor. Daha ne istiyorsunuz? İşte asıl burası önemli. Çünkü 4/C statüsünde deniyor ki: “Sana verdiğimiz bu haklar sadece o yıl için geçerli.” Yani yasa 2010 yılının 4 Şubat’ında çıktı, demek ki 2010 yılı için geçerli. Peki, 2011 yılında ne olacak? Bakanlar Kurulu,’hayır vazgeçtim seni çalıştırmayabilirim’ diyebilecek. Yani bu iyileşme de bir şeye yaramıyor, çünkü iş garantisi yok. Bu haksızlığa uğrayan sadece tekel işçileri olmayacak. Sırada şeker fabrikaları ve enerji kurumlarının özelleştirilmesi ile buralarda çalışan işçiler olacak. Çünkü hükümetin amacı düşük ücretli güvencesiz bir istihdam yaratmak. Onun için bizler 4/C’nin kölelik yasası olduğunu ve örgütsüz bir çalışma yaşamını hedeflediğini biliyoruz ve 4/C’ye hayır diye haykırıyoruz.
İşte Tekel İşçileri kendilerine reva görülen bu zulme karşı direnişi sınıf mücadelesi ekseni etrafında toplamayı başarmıştır.. SÖZ YETKİ KARAR İKTİDAR HALKA. diye haykıran hepsine binlerce selam.
Not: Sevgili Ersin vatani görevi için zorunlu olarak yazılarına ara vermek durumunda kalacaktır. Ordu Haber 52 Gazetesi ailesi olarak kendisine bu görevinde başarılar ve hayırlı tezkereler diliyor gözlerinden öpüyoruz. Özmen ailesinin bu onurlu hasretinin sevinçle bitmesini dileriz